รєภรเz ๒ย ๔üภאคאı รєש๓เא๏гย๓ รєש๓เא๏гยภ รєש๓เא๏гย๓
Moses Mendelssohn hic yakisikli bir adam degildi. Cok kisa boyunun olmasi yani sira, cok garip bir de kamburu vardi.
Mendelsohn, günün birinfr Hamburga da yasayan bir isadamini ziyarete gitti. Isadaminin, Frumtje adinda cok güzel bir kizi vardi. Moses, bu güzel kiza umutsuz askla tutuldu. Fakat güzel kiz onun cirkin görüntüsünden ürkmüstü. O nedenle, degil onun sevgisine karsilik vermek, yüzüne bile bakmak istemiordu. Ayrilma zamani geldiginde Moses, güzel kizin üst kattaki odasina cikti ve tüm cesaretini toplayarak onunla son kez konusma girisiminde bulundu.
Kücüktü, narindi, safti, dogaldi. Dünyadaki tüm güzellikler genc kizda vardi. Herkesi kendi gibi bilir vede öyle yaklasirdi insan iliskilerine. Nefret ve kinin ne demek oldugunu bilmezdi bile. Kimseye satasmaz ama herkes ona satarsirdi ama o bunun bilincinde degildi. Belkide bilincindeydi ama kimseye belli ettirmiyordu. Kimse onun güzelligini, safligini, basarisini, dogalligini cekemezdi. Herkes onun gibi olmak ister,ama olamazdi. Köydeki tüm genc kizlar, plan yapardi, bütün gün. Acaba genc kizin naamina nasil leke sürelim, nasil onu hayata küstürelim, nasil celme takalim diye.
En çok okunan yazılar;